"İlköğretim öğrencisi 13 yaşındaki Ö.D., geçen mart ayında tecavüze uğradığı için intihara kalkıştı. Aile, Ö.D.'ye tecavüzle suçlanan sanıkların yakınlarının da aynı okulda olması nedeniyle, bu öğretim yılında 6'ncı sınıf öğrencisi 12 yaşındaki G.D., 4'ncü sınıf öğrencisi 10 yaşındaki G.D. ve birinci sınıf öğrencisi olan 7 yaşındaki S.D.'nin naklini İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'nün de görüşünü alarak başka bir okula istedi. İkisi kız 3 kardeş, kayıt işlemlerinin ardından formalarını giyip dün okula gittiklerinde, iddiaya göre okul müdürü "Sizi aileler istemiyor" diyerek içeri almadı.
"Çocuklar şu anda okulda" diyen Ayhan, "Velilerin bir kısmı tecavüz konusuyla ilgili kaygıları olduğunu okul müdürüne iletmişler. Okul müdürümüz de sadece bu konuyu velimizle paylaşmış. Tabi velimize de bu ağır gelince bu olay yaşandı. Ancak okula alınmama gibi bir durum kesinlikle söz konusu değil" ifadelerini kullandı................................."
Bunu kabul edemiyorum. Bu kafa yapısındaki karaktersiz insanların varlığını ve düşüncelerini bu şekilde açığa vurabilmelerini içime sindiremiyorum. Hiç mi empati kuramaz insan? Ya da hiç mi insan sevgisi yoktur içinde? O çocukların psikolojisi zaten darmadağın. Sen ne hakla bu şekilde bir baskı uygulayabilirsin?
Bunu velilere ileten müdür, bu kadar mı basiretsiz bir insansın? Okul denen yer senin sorumluluğunda. O çocuklara hayatı öğreteceksin orda öğretmen arkadaşlarınla, toplumu, saygıyı, sevgiyi... Nasıl almazsın o çocukları içeri? Yoksa sen de sadece o diğerleri gibi düşünme yeteneği olmayan, fırsat eşitliğinden bihaber cahillerden misin?
Soyadı Ayhan olarak haberde adı geçen kaymakam.. Neden geçiştirmeye çalışıyorsun konuyu? Neden gereken yapılacak diyemiyorsun? Yoksa sen de sadece onlar gibi misin?
Daha çok söylenecek şey var da.. Maalesef bu ülkede bu cahillikte, bu kafa yapısında daha çok insan olduğunu biliyorum ve utanıyorum..
21 Eylül 2012 Cuma
31 Ağustos 2012 Cuma
Yabancı
Belki de O'ydu aradığın. Yolda, vapurda, okulda gördüğün, kaçamak bakıştığın. Bakışmak işteş. Belki O da seni arıyordu, farkında değildi. Sen de farkında değildin zaten. Ya da farkındaydınız da söze nasıl başlayacağınızı bilmediniz ikiniz de. O sustu, sen sustun. Sen sustukça, o da sustu. İki yabancı olarak karşılaştınız, iki yabancı olarak tamamladınız bakışmalarınızı. O gitti, sen kaldın. Sen gittin, aklın kaldı..
22 Ağustos 2012 Çarşamba
Lego'nun Hikayesi
İşlerini iyi yapan firmalar, pazarlama ya da finans ne demek az çok biliyorlarsa, var olan tüketim toplumuna da bağlı olarak bir şekilde pazarda yerlerini bulurlar. Bir de bunun fazlasını yapan, kendinden söz ettirmesini bilen firmalar var. Bunu da genelde (sosyal sorumluluk çalışmalarını da pazarlama aracı sayarsak artık!) pazarlama faaliyetleriyle yapıyorlar. Çok beğendiğim bir örnek için yazdım bunları. Bir başarı hikayesi sıradan bir başarı hikayesi olabilir. Ama bunu güzel anlatırsanız, daha çok kişinin bildiği bir başarı hikayesi haline getirebilirsiniz.
13 Ağustos 2012 Pazartesi
İyi Kimseler Gidince
Az tanıdığınız çok iyi insanlar bazen varlar, bazen yoklar. Aslında hep varlar ama bazen ansızın gözlerini kaparlar dünyaya. Haberi aldığınızda paylaştığınız anlar gelir aklınıza, çok da fazla olmamasına rağmen onun iyiliğini kanıtlarcasına. Sonra belki bir pişmanlık duyarsınız onu daha iyi tanımadığınıza. Ama olan olmuştur ve bir iyi insan daha erkenden gitmiştir iyilerle kötülerin karma dünyasından. Tek teselli; geriye bıraktığı iyi hatıralar, iyi düşünceler kalmıştır, aynı kendisi gibi..
17 Temmuz 2012 Salı
EşitSiz - Ya Onlar?
Fırsat eşitsizliği diye bir şey var. Doğduğun anda, belki doğmadan, sahip oluyorsun bu eşit olmayan sosyal özelliklere. Daha sonra hayatın boyunca memnun olmadığın her şeyi düzeltmek için çabalıyorsun. Kimi zaman yeterli olmuyor bu çaba aradaki farkı kapamaya, kimi zaman da hedefe ulaştığında koca bir ömrü geride bıraktığını fark ediyorsun.
Bir de eşit! olan özelliklere sahip olanlar var. Şanslılar diyebiliriz belki onlara, ya da olması gerektiği gibi olanlar. Kendilerine daha ileri hedefler koyabilen, başarmak içinse daha çok imkana sahip olanlar..
Bir de tersten eşit! olanlar var. Oğlunun aldığı, bir memurun 3 yıllık maaşı değerindeki tekneyi adamlarına parçalatanlar..
Sonuçta eşitsizlik sadece ülkemizde değil tüm dünyada var olan bir gerçek. Bunu herhangi bir siyasal veya mali düzen çözebilecek olsaydı, bugün zaten bu durumda olmazdı hayat. Tabii olaya sadece imkan, para, sosyal statü olarak bakmamak gerek. Hani ölmek üzere olan Afrikalı bebeğin civarında bekleyen akbaba var ya.. İşte eşitsizliğin en ağır fotoğrafı orada.
Burada asıl konu bu eşitsizliği kabullendikten sonra özellikle eşit! olan diye bahsettiklerimin bu duruma karşı ne tavır takındığı ve bunu gidermek için içinde istek uyanması gerektiğidir. Tersten eşit! olanlardan böyle bir şey beklemek zor.. Ancak aklı, fikri hür insanların adalet anlayışı ve adil olma isteği, hayatın tüm gerçeklerini pozitife döndüremeyecek olsa bile çevresindekilere umut ve mutluluk kaynağı olacaktır. Hayat aslında bu kadar basit.
Peki siz, -bugün ya da bugüne kadar- daha adil, daha eşit, daha umut dolu bir toplum için ne yaptınız?
Bir de eşit! olan özelliklere sahip olanlar var. Şanslılar diyebiliriz belki onlara, ya da olması gerektiği gibi olanlar. Kendilerine daha ileri hedefler koyabilen, başarmak içinse daha çok imkana sahip olanlar..
Bir de tersten eşit! olanlar var. Oğlunun aldığı, bir memurun 3 yıllık maaşı değerindeki tekneyi adamlarına parçalatanlar..
Sonuçta eşitsizlik sadece ülkemizde değil tüm dünyada var olan bir gerçek. Bunu herhangi bir siyasal veya mali düzen çözebilecek olsaydı, bugün zaten bu durumda olmazdı hayat. Tabii olaya sadece imkan, para, sosyal statü olarak bakmamak gerek. Hani ölmek üzere olan Afrikalı bebeğin civarında bekleyen akbaba var ya.. İşte eşitsizliğin en ağır fotoğrafı orada.
Burada asıl konu bu eşitsizliği kabullendikten sonra özellikle eşit! olan diye bahsettiklerimin bu duruma karşı ne tavır takındığı ve bunu gidermek için içinde istek uyanması gerektiğidir. Tersten eşit! olanlardan böyle bir şey beklemek zor.. Ancak aklı, fikri hür insanların adalet anlayışı ve adil olma isteği, hayatın tüm gerçeklerini pozitife döndüremeyecek olsa bile çevresindekilere umut ve mutluluk kaynağı olacaktır. Hayat aslında bu kadar basit.
Peki siz, -bugün ya da bugüne kadar- daha adil, daha eşit, daha umut dolu bir toplum için ne yaptınız?
1 Temmuz 2012 Pazar
Doğru Zamanlama
Bazı aksiyonların ne olduğundan çok zamanlaması önemlidir.
Ne yönde olduğu farklılık gösterebilir, sonuçta sizin kararınız, ancak
zamanlaması çok net olmalı. Ve zamanı geri getirememek en büyük kısıt. Çünkü
doğru zaman genelde geçmişe doğru bakıldığında fark edilir.
Peki zamanlamada hangi faktörler etkili? İlki zeka/kalp.
Konuya göre değişiyor bu ikisi. Bunların farketmesi, anlaması/hissetmesi ve
yönlendirmesi gerekmekte. Doğru zaman geldiğinde aksiyona karar verip, bunun
için etraflıca düşünüp, doğruyu bulmada yardımcı olmalılar.
İkincisi ise cesaret. Harekete geçmenin anahtarı olan
cesaret. Zeka/Kalp pası atar ve golü atmak ona kalmış. Cesaret derecesi bir
şeyin ne kadar istendiğini, o şey için ne kadar kararlı olunduğu ile doğru
orantılı. Ancak fazla güce dikkat. Bu seviyeyi doğru zamanlamayla birleştirmek
önemli olan. Tüm soruların cevabı bu aslında: Erkene engel olmak, geç kalmamak!
Doğru zamanlamayı bulmak her zaman kolay değil, evet. Bunun
sürekli farkında olacak kadar dengeli davranmak daha da zor ama unutmamalı ki
bu sayede kafadaki belki'lerin ve keşke'lerin olasılığının artması var.
"İmkansız" kelimesi bile var olan şartlar için geçerli, şartların
değişmeyeceğini kim bilebilir?
9 Haziran 2012 Cumartesi
Bir Ufak Farklılık
Metrobüsten 10 dakika yürüme mesafesinde olan evime yürürken hep aynı kaldırımı kullanırım, ki çok normal, metrobüs çıkışı ve evim caddenin aynı tarafında. Yürürken de arkadaşlarımı ararım, hem seslerini duyarım hem de yürürken vakit geçiririm. Hızlıca geçer vakit, eve gelince de "Eve geldim." der kapatırım. O gün metrobüs ile evin arası benim için aynı kaldırım ve aynı telefon..
Bugün aceleden taksi tutmaya karar verdim, karşı kaldırıma geçtim. Taksi gelmeyince işimden vazgeçip yürümeye başladım. Yürürken sanki farklı metrobüsten inmiştim ya da farklı bir eve gidiyordum. Farklı sokaklara, insanlara rastladım. Farklı her sokak, her insan farklı bir renkti, siyah beyaz rutinden sonra. Bunun yanında bir bahçeden sarkan aynı dal yüzünden başımı eğmek zorunda kalmadım. Canımın kuru pasta çekmesine sebep olan pastanenin önünden de geçmedim. Arabaların gelişini değil, gidişini izledim bu sefer...
Karşı kaldırımı seyrettim biraz da. Metrobüs dönüşü o kaldırımdan yürüyen insanları, nasıl göründüklerini izledim. Tam paralelimde kendimi yürürken hayal ettim hatta..
------
Ufak farklılıkların yarattığı değişik tatlar güzeldir. O ufak farklılıklar rutini dışarıdan izletir, kendisini tanıtır insana. Empati sağlar, bakış açısını genişletir. En önemlisi tekdüze olmadığını gösterir hayatın.. Kendisinin "tek" olmadığını, hayatınsa "çok" olduğunu fark eder insan..
Son söz: Bir şeye farklı açıdan bakıldığında, en kötü, arkasındaki görüntü değişir.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)