17 Ocak 2011 Pazartesi

Bir Filmden Ne Bekleriz?

Filmlerden ne bekleriz? Bize gerçek hayatı göstermelerini mi yoksa bizi başka bir dünyaya götürmelerini mi?



Ben, bana başka bir dünyayı tanıtan ve beni içine çeken filmleri ayrı bir keyifle izliyorum. En iyi örnekleri ise Tim Burton filmleri. O bize masal anlatıyor ama nasıl oluyorsa anlattıklarına inanmaya başlıyorsunuz farketmeden. "Big Fish"i izleyenler bilirler, filmin sonlarında, size saçma gelen, inanmadığınız, olağanüstü şeylerin aslında ufak dokunuşlarla süslenmiş gerçekler olduğu ortaya çıkıyor. Sırf bu nedenle belki de en sevdiğim filmlerden biridir. Hayalleri gerçeğe dönüştürdüğü için. Ya da sıradan gerçekleri olağanüstüleştirdiği için.

Gerçek hayatı gösteren filmleri de severim ama hep mutsuz bitsin isterim, öyle olanları daha çok severim. Daha gerçekçi gelirler gözüme. Başroldeki karakter ölmese bile uğruna sevdiği veya savaştığı kişiyi/şeyi kaybetsin isterim. Aynı gerçek hayattaki gibi. Ben o filmi kendime daha yakın görüp, daha çok sahiplenirim. "The Last Samurai"ın zirve sahnesinde (climax) Katsumoto'nun ölümü gibi. O sahneden sonra filmde yaşanan her şeyin daha da anlam kazanması gibi.. Uğruna savaşılan şeye duyulan saygının daha da artması gibi..

Filmlerden bahsetmişken yazdıklarıma paralel olarak bir iki de film tavsiye etmezsem içimde kalır. Tim Burton'dan "Big Fish" ve "Edward Scissorhands", Clint Eastwood'dan "Gran Torino". Romantik komedi istiyorsanız "Love Actually". Bir numaran ne derseniz, tartışmasız "The Shawshank Redemption".

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder