18 Ekim 2011 Salı

Bir Dünya

Her gün kaç kişinin yanından geçiyorsunuz, saydınız mı? Sabah evden çıktınız, minibüse bindiniz, okula veya işe gittiniz, akşam dışarıda arkadaşlarınızla dolaştınız. Bu esnada etraftan kaç kişi ile gözgöze geldiniz? Kaç kişi normal konuşma tonu ile size sesini duyurabilecek mesafeye geldi?

Acaba kimdi onlar?

İyi biri miydi, kötü biri miydi? Arkadaşınız olsa onu sever miydiniz ya da arkadaş olabilir miydiniz? Belki çok benziyordunuz birbirinize ya da benzemiyordunuz ama tamamlıyordunuz birbirinizi tam anlamıyla. Belki hayatınızı değiştirecekti iskelede vapura binen güzel kadın. Belki en kötü gününüzde sizi yalnız bırakmayacaktı önünüzden geçen otobüste ayakta duran ve gözgöze geldiğiniz adam.

Kısmet değilmiş, spermle yumurtanın birleştiği vakit belli olmuş belki de kim olacağınız, kimle olacağınız, aileniz, sosyal yaşantınız, bunlara bağlı olarak kafa yapınız bile.. Adil mi değil mi tartışılır, olagelen bu sonuçta. Kalabalık içinde yürürken tüm o tanımadığınız kişilerin aslında "yaşınız+dokuz ay" öncesinde potansiyel birer yakınınız olduğunu düşünün. Kulağa garip geliyor, evet, ama daha bir benimsiyorsunuz, yakın hissediyorsunuz insanları. Daha çok seviyorsunuz vapura binen kadını veya otobüsteki adamı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme