18 Nisan 2012 Çarşamba

Oran-Üzüntü

Üzülmenin kötü bir şey olduğunu hiç düşünmedim. Gidene, kaybedilene, özlenene saygıdır üzülmek. Geçicidir. Tüm üzüntüler geçicidir. Kimi zaman uzun, kimi zaman kısa. Alışıyoruz duruma, unutuyoruz bir yandan da. Uğruna dünyaları feda edeceğimiz aşkımızı, çok sevdiğimiz vefat etmiş aile büyüklerimizi, biraz da eleştiri katarsam daha birkaç ay önce şehit olan askerlerimizi.. Ne sıklıkla hatırlıyoruz? İlk an hissettiklerimizle şimdi hissettiklerimiz arasındaki fark ölçülemeyecek kadar büyük. Her şeyin ilacı zaman sözü doğru, hem de yan etkileriyle beraber.

Bir de sevinmek var. Elde ettiklerimizin, sahip olduklarımızın, başardıklarımızın dışa vurumu olan, tamam ne güzel. Ancak koşulsuz ve süresiz olmamalı bu hal. Ağırbaşlı, bilinçli ve değer vererek hareket etmeli çünkü sevinç haline kendimizi kaptırınca, o değer hassasiyetini korumak ve göstermek çok da kolay olmuyor.

Duygusal olarak plansız yaşıyoruz her zaman, planlısı da mümkün değil pek tabii. Ama ufak da olsa etki edebiliyorsak kafamıza, kalbimize; elde ettiklerimize sevinmemizle, kaybettiklerimize üzülmemizin oranı aynı olmamalı. Üzüntülerin oranı daha yüksek olmalı ki elde edeceklerimizin değerini daha iyi anlayabilelim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme