11 Eylül 2010 Cumartesi

Küçük İskender

Son zamanlarda Facebook'a girmişseniz Küçük İskender'e ait birkaç dizeye rastlamamış olmanız imkansız. Paylaşıldığı anda hemen beğenilir, 5 dakikada yorumlar alır başını gider.

Benim lisemden mezun olduğu için kendisini az biraz araştırmış, birkaç şiirine göz atmıştım. Çok da üzerinde durmamıştım açıkçası. Sosyal medya ortamında bu kadar popüler olunca, yazılarını yüzeysel okumak yerine kendisi hakkında biraz daha araştırma yapma gereği hissettim.

Küçük İskender 64 doğumlu. Kabataş Erkek Lisesi'ni bitirdikten sonra 5 yıl Cerrahpaşa'da tıp okuyup doktor olmaktan vazgeçmiş. Daha sonra 3 yıl da sosyoloji okuyup sanat hayatına ağırlık vermek için okulu bırakmış. Kariyerinde özellikle uluslararası alanda bir sürü başarı var, isteyenler resmi sitesinde özgeçmişine bakabilir. Benim en çok dikkatimi çeken ise 2003'te Berlin'de düzenlenen İlk Türkiyeli Eşcinseller Kongresi'nde konuşmacı olması. Cinsel tercihini açıklamakta herhangi bir sakınca görmüyor. Anarşist bir yapısı var.

Bu kadar sıradışı bir insan olmasına rağmen yazdıklarında kesinlikle kendinizden bir parça buluyorsunuz. Bir de kullandığı dil kimi zaman ağır küfürler içerse bile, o kadar etkiliyor ki sizi, Facebook'ta paylaşmadan edemiyorsunuz :9. Çok da fazla uzatmadan birkaç alıntıyla yazıyı sonlandırayım.

"Senin hep "seni seviyorum ama..." ların vardı. benimse "ama seni seviyorum"larım ..."

"Alt yapısı olmayan bir şehir gibiyim.. Ne zaman hüzünlensem gözlerimi su basıyor.. Ve ne zaman seni düşünsem, kalbimin trafiği aksıyor..."

"Bugün kitap izledim, film okudum, yemek dinledim, müzik yedim...
Aklım sendeydi hiçbirşeyi doğru yapamadım..
Şaşkınım."

"Diyemediklerim yoktu benim.. İçimdeki sessizlik değil "sensizlikti"..
İçimdekilerini haykırdım! Bana sadece yankıları kaldı..
Ben yine aşkta sınıfta kaldım.."

"Siz bir kelebeğe tutunuyorsunuz telaşla,
Onu incitmeden,
Kelebek telaşla geldiği tırtıla tutunuyor
İnsan bu,
Azat etmek de gerek korkmayın,
...Unutuluyor!"

"Kimi seversen sev, nasıl seversen sev, unutma ki bilinmeyecek değerin.
Ne yaptığın ya da nasıl yaptığın değil, yapamadıkların sorgulanacak / suçlanacaksın..
Yıllarca döktüğün gözyaşına bakmadan, belki "bir an yaşadığın tebessüm" batacak birilerine,
Nasıllar sorulmadan, nedenlerle yargılanacak..
Ağlayacaksın, ağlamak istemiyorsan; kimsede müebbet kalmayacaksın"

"Ben senin televizyonunum...
Uzaktan kumandan olmayınca
Tuşuma basıp da çalıştırmayı unuttuğun...
Ben seni yerel sevdim..
Sen beni genel..
Ben sana naklen yayındım!
Sen benim yaralarıma bant sardın...
Şimdi kaçıncı kanalı açarsan aç..
Reytingi tavana vurmuş karıncalı bir yalnızlığım..."

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme