8 Eylül 2010 Çarşamba

Pilavlık Pirinç

Övündüğüm birkaç şey varsa biri de gerçekçiliğimdir. Ne boş hayaller kurarım ne de olmayacak duaya amin derim. Farklı olduğumu düşünürüm herkesten, çünkü farklıdır benim doğrularım onlardan. Onlar istediklerinin imkansız olduklarını bilmezler, umutla beslerler kendilerini. Onlar kim? Herkes. Dünya benim etrafımda dönüyor ya hani işte o misal.

Gerçekçiyim diyorum, aslında hep zoru sevdim ben, hep zoru istedim. Evet biraz üşengecim, doğrudur ama hiç kolaya kaçmadım hayatta. Belki de hep iyisini hakettiğimi düşündüm. Çünkü herkesten farklıydım ben. O zoru ben elde edemeyeceksem, kim edebilirdi ki? Evet, başardıklarım, elde ettiklerim oldu ama Dimyat'a giderken yolda bulgurumu kaybettiğim de oldu. Bu alışkanlık gibi oldu artık. O nedenle yitirdiğim bulgurlara mı üzülmeliyim yoksa sahip olamadığım pirinçlere mi karar veremiyorum çoğu zaman. Sanıyorum buna karar verebilmem için herkesten farklı olduğumu, hep en iyisini hakettiğimi kendime hatırlatmam gerekiyor tekrar.

Ben herkesten farklı olduğumu düşünüyorum ama aslında herkes birbirine benzer. Sevinçlerimiz, üzüntülerimiz, korkularımız hep aynı değil mi? Alışkanlıklarımız bile aynı çoğu zaman. O ufak farkı yaratan ise bilinç ve olgunluk bence. Ne istediğini ve ne elde edebileceğini bilmek. Dolayısıyla ne kaybedeceğini de bilmek. Hep zoru severek, isteyerek bu dengeyi sağlamak zor ama imkansız değil. Ama kimse de mükemmel değil..
 
Gökyüzü ne kadar yüksek bilmesem de olur, ben ne kadar yükseğe ulaşabilirim, bana bu lazım. Belki gökyüzünü de geçerim. Bulgur pilavını da sevmem zaten.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme